#1 Eticaret Nedir? Adım atmaktan korkma!

Yazan: admin

Eticaret herkesin bildiği tanımıyla; “ticaretin elektronik halidir” ama benim tabirimle; yüzünü hiç görmediğiniz insanlara ürün satma serüvenine eticaret diyebiliriz.

Türkiye’de Eticaretin Başlangıcı

Çok değil 2000’li yılların henüz başlarında eticaret yapanlara boş gözlerle bakılmaktaydı ve ticaretle uğraşanlar için mağazalar kurup şubelerle yayılmak çok daha mantıklı ve kârlı görülüyordu. Aynı durum 1896 yılında ilk otomobiliyle dolaşmaya çıkan Henry Ford içinde geçerliydi. O dönemde insanlar, ulaşım için at kulanıyorlardı. Henry Ford otomobili ile turlarken, insanlar onun ne yaptığına bir anlam verememişti ama ileriki yıllarda Henry Ford bu durumu;

“İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı giden at üretirdim”

Diyerek yanıtlayacaktı. O dönemde hiç kimse otomobillerin günümüzde bu kadar yaygın olacağını tahmin bile edemezdi.(Henry Ford hariç). İşte 2000lerin başında Türkiye eticareti içinde senaryo aynıydı diyebiliriz. Mesela; Nevzat Aydın’ın 2000 yılında kurduğu YemekSepeti’ne baktığımızda, o yıllarda Türkiye’de internet kullanımı ne kadardı sizce? %10 yada %20? Sadece %3,8’di, yani 100 kişiden sadece 4 kişisi internet kullanıyordu. Ne kadar düşük dimi?

Ayrıca 2000 yılında tüketicilere internetten alışveriş sorulduğunda; internetten ürün mü alınırmış, ürün dediğin dükkandan alınır, önce canlı bi görürsün, üstünde denersin, ondan sonra alırsın yada internetten yemek siparişimi verilir, soğur la o yemek.. mantığında yaklaşıyordu, uzun lafın kısası o dönemlerde eticaret gerekli görülmüyordu fakat yıllar geçmeye ve birileri internetten sağlam adetlerde ürün satmaya ve o dönemin tabiriyle milyarlarca lira kazanmaya başlayınca “yaw sanırım bu eticarette iyi para var” denmeye ve yavaş yavaş gerekli görülmeye başlanmıştı.

2020’nin Eticarete Etkisi(Dijital Çağın Başlangıcı)

Nitekim aradan yıllar geçti ve yaşadığımız bu zor günlerde eticaret artık kaçınılmaz hale geldi, çünkü dışarı çıkamıyoruz, evlerdeyiz, eskisi gibi restaurantlara, kafelere gidip gönlümüzce yiyip içemiyor, dışarıda sevdiklerimizle buluşup reel olarak sosyalleşemiyor, sanal kimlik arayışlarına devam ediyoruz(maalesef) 2020 yılına covid-19 damgasını vurmuş olabilir ama önemli bir detay daha var bence, ileride 2020 dendiğinde pandemi ne kadar anılır bilemem ama yaşadığımız bu sokağa çıkma yasakları, tüm akışın internet üzerinden gitmesi; 1789 yılında fransız ihtilali ile başlayan yakın çağı bitirmiş ve 2020 yılında dijital çağı başlatmış olabilir. Yani bundan bilmem kaç yıl sonra kaynaklar, 2020’yi “dijital çağın başlangıcı”, nedenini de “covid-19” olarak yazabilir.. bilemiyorum, sadece bir tahminde bulunuyorum:)

Nasıl yapabilirim bu e-ticareti? diye sorarsanız; Az önce bahsettiğim Dijital Çağa Ayak Uydurmak zorundasınız!

Artık kimse eticarete yabancı gözlerle bakmıyor, hatta artık bu dönemlerde ticaretin kalbi internette atıyor. Peki geç mi kalındı eticaret için? Hayır tam zamanı ama şu zamanda da girmezseniz bu gemi kalkar sevgili arkadaşlar. Peki nasıl yapabilirim diye sorarsak; daha önce sahibinden, letgo yada dolap gibi uygulamalar üzerinden ikinci el ürünlerinizin satışını yaptıysanız, aslında eticaret dünyasına adım atmışsınız demektir. O yüzden size karışık gelmesin, korkmayın. Bunun haricinde bir instagram yada facebook sayfası açıp ürünlerinizin resimlerini yükledikten sonra dm’den veya whatsapp üzerinden sipariş almaya başlayabilirsiniz. Eğer yazılım konusunda bilgi sahibiyseniz yada yetenekliyseniz bir internet sitesi yaparak bu işe başlayabilirsiniz veya hazır eticaret yazılımı satan ticimax, tsoft yada ideasoft gibi şirketlerden bu hizmeti alarak da süreci başlatabilirsiniz. Son olarak hepsiburada, trendyol gibi yurtiçi yada amazon, etsy gibi yurt dışı pazaryerlerine kaydolarak, onlar üzerinden de ilerleyebilirsiniz. Ama en önemli kısım korkmayın arkadaşlar, kervan yolda düzülür. Siz bi başlayın, ilk ürününüzü satın sonra ödemeyi de bi şekilde alırsınız, stoğunuzu da bi şekilde yönetmek zorunda kalırsınız, başlamadan önce yok reklammış, yok google adwords’müş, yok instagram reklamıymış detaylarla boğmayın kendinizi. Sadece adım atın.

Herşey tamam da peki ama ne satacağız?

Ama -nasıl yapabilirim bu e-ticareti? Nasıl başlarım? sorusundan önce bir tane ve bence işin %50sini oluşturan çok önemli bir durum var. Hangi ürünü satacaksınız?(Aaaaaa efekti) En en en önemli soru budur aslında. Kullanıcılara hangi ürünü yada hizmeti sunacaksınız? Ne kadar kar elde etmeyi planlıyorsunuz? Ürünün devamlılığını nasıl sağlayacaksınız?

Yazılım bilginiz varsa internet sitenizi kendiniz kurarsınız, yoksa mecburen verirsiniz parasını yaptırırsınız ticimax, tsoft yada ideasotf’a. Ama ürün olmadan hiçbir önemi yok. Yazılım bir uçaksa yakıtı üründür, son teklonoji uçak olsun farketmez, ürün olmadan şuradan şuraya gitmez. O yüzden ilk etapta yazılıma takılmayın, ürüne odaklanın.

Reklam gibi detaylarla kafanızı başlamadan bulandırmayın. Zaten piyasada bir çok sıkıcı reklamcı var, türkçe karakterlerle konuşmak zorundayım anlayan anlar diyeyim. Onlar zamanı geldiğinde sizleri sıkmaya çalışacaktır arkadaşlar ama kanmayın, boş vaadler vermesine izin vermeyin ama herşeyden önce bu detayla şimdilik boğulmanıza gerek yok, adwords’üdür, google’ın diğer hizmetleridir yada facebook, instagram, remarketing/retargeting, offline pazarlama methodları vs bir çok konu var abi, bırakın ya hepsini. Bu işin %50si üründür, geri kalan %50sini de ilerleyen videolarımda söylerim, beni takip eden yada derdini bana danışan adam ilerler. 

Kargo ile bir şekilde anlaşırsınız. Hepsinin kapısına gidersiniz, alır karşılaştırırsınız fiyatlarını. Teslimat performanslarına bakarsınız, kapıda ödeme çalışacaksanız; müşterinizden yaptığı tahsilatı sizin hesabınıza kaç günde geçireceğine bakarsınız, kafanıza yatan, ticaretinize uygun biriyle anlaşırsınız ama ürün olmadan kargo fiyatınız 1 lira olsa ne işe yarar? O yüzden ilk etapda kargoya takılmayın, ürüne odaklanın.

Sanal pos; Bir şekilde entegre edersiniz ben uğraşırım, sabırlıyım, fazladan komisyon ödemek istemiyorum, fraudları ben yönetebilirim diyorsanız(Fraud’un tanımını ekrana altyazı olarak gir); bankalarla tek tek anlaşarak kendi sanal pos çözümünüzü yaratabilirsiniz ama hızlı bir pos çözümüne ihtiyacım var diyorsanız, ödeyeceğim ekstra komisyon beni rahatsız etmez, karlılıklarımı hesapladım, fraud la falan da uğraşamam diyorsanız iyzico, paytr gibi tüm bankaların tek bir çatı altında toplantığı pos çözümleri sizin için daha iyi olur. Yine söylüyorum ama ürününüz iyi değilse isterseniz en iyi ödeme altyapısına sahip olun, hiç transaction’unuz olmayacak(Transaction’u açıkla) ama ürününüz iyiyse, rekabetçi bir fiyatı varsa bırakın sanal posu, kapıda ödemeyi, siz o ürünün ücretini havaleyle bile tahsil edip, ödemesini alırsınız.

O yüzden ilk aşamada da odaklanacağınız tek şey ürün olsun, bir daha tekrar ediyorum işin %50’sini oluşturur. Satacağınız ürüne odaklanın, eğer hala bu konuda kararsızsanız, bırakın yazılım, reklam, pos, kargo araştırmalarını. Gidin ürüne odaklanın, en önemli kısım orası, karlılıklarınızı hesaplayın.

Saygılar, sevgiler.

Kaynaklar

Related Posts

Bir Yorum Bırak